Bir bulut olsam...

Çok yukarılardan bakardım hayata, insanlara. Dünyayı ta en yukarıdan görmek gibisi var mı? Her şeyin,herkesin gerçek boyutunu en berrak şekliyle algılamanın tadını başka ne verebilir? Ve kendini özgürce rüzgarlara bırakmanın, istemediği yerde bir an bile durmamanın, ufku hep sonsuz olmanın güzelliğiyle kim yarışabilir?

Bir bulut olsam, koskoca bir dünyanın bilgeliğini taşırdım gittiğim her yere, en kırılgan halimle bile.

yüklenip yağsam...

Bulut olmanın şanından ya bereketi götürmek gittiği her yere, yüklenip taşıyacaktım umudu nice diyarlara ben de, çaresiz. Bazen gölge ederek, bazen de sel olup bentleri devirerek ihsan eyler bulut. Her yerin, her yörenin hakkını kendince verir; çünkü bereketin tek anlamının bolluk olmadığını bilir.

Yağmaktır bazen bereket. Bazen de çoraklığa razı olmak. Zira en çorak toprakta bile ne kadar çok yaşam olduğunu, durduğu yerden, en iyi bir bulut görebilir.

...dökülsem damla damla toprağıma

Bir bulut olsam, damla damla kendimi feda edecek kadar sevecektim ben de illa ki toprağımı. Esirgeyip de ne olacaktı ki kendimi ondan zaten; dönüp dolaşıp, yağıp buharlaşıp varacağımız yer yine aynı toprak değil miydi sonunda? Damla damla buluşacaktım toprağımla, daha sonra başka başka damlalardan yeni bir bulut olmak için.

Kendini bunca cömert harcayabilmek için sonsuz güveni olmak gerekir hayata. Başka damlalardan bile yeniden var olabilmek, hatta var olmayı bile inceden dalgaya alabilmek...

Bir deli nehir...

Zira bunca bilgelik ve bunca incelik, ancak bir miktar delilikle mümkün olabilir. Sadece Sezen Aksu şarkıları dinleyip söylemiş olmak kafi gelmez bütün bu güzelliği açıklamaya. Deliliği anlatmaya vesile olsa da şarkılar, delinin halinden anlamaya yetmez tek başına.

Bir bulutun en deli hali herhalde biraz nehir gibidir. Ve bir bulut delirdiği zaman binlerce nehir yaratabilir.

Bir bulut olsam, binlerce nehri kıskandıracak kadar deli akacaktım ben de, rüzgarda.

...bir asi rüzgar

Yetecekti bir rüzgar ufkumu sonsuzluğa taşımaya. Bir bulut olsam, özgürlük anlamına gelecekti rüzgar. Beni mavi göklerde yumuşacık gezdirecek, mavi gözlerde güldürecekti.

...olup kavuşsam üzüm bağlarına

Bir bulut oldu.

Yüklenip yağdı.

Döküldü damla damla toprağına.

Bir deli nehir aktı.

Bir asi rüzgar esti.

Kavuşuyor -şimdi- üzüm bağlarına.

Umudun, cesaretin, yaşam ve insan sevgisinin alışılmışın dışında bir yoğunlukta buluştuğu arkadaşımız Bulut Öncü’yü bir trafik kazasında kaybettik. Ölümün bu kadar yakışmadığı az insan vardır herhalde... Tokat gibi çarptı yüzümüze bu haber; isyan ettirdi bizi.

Bulut’un bizde bıraktığı iz o kadar özel ki, yasımızın ardından döneceğimiz hayatın eskisinden farklı olacağını biliyoruz. Bu süreçte umudu ve cesareti, Bulut’un anısı etrafında bir araya gelmekte bulduk. Bu bazılarımız için Bulut’un başlattığı projeleri sürdürmek anlamına geliyor; bazılarımız için ailesiyle dayanışmak, bazılarımız için ise şöyle bir durup hayata, kendine, olduğu yere bakmak... Her birimiz bir deli nehir, bir asi rüzgar... Bulut’un ardından başka ne olabilirdi ki?

İlk randevumuz 5 Mart’ta Runtalia Maratonu’nda. Bulut Runtalia’da, gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında temel bilgiye ulaşabilmeleri için çalışan Sağlıkta Genç Yaşamlar Derneği’ne fon yaratmak üzere koşacaktı. Kimimiz nehir, kimimiz rüzgar olup, biz koşacağız şimdi Bulut’un hedefine.

Damla damla, yeni bulutlar doğacak hepimizden. Ve varsa eğer bulutların buluştuğu bir yer, oturup tam da oradan bakacağız dünyadaki neslimize; Sezen Aksu şarkıları söyleyeceğiz.

(Bulut'un dostu Meri İzrail tarafından kaleme alınmıştır.)

Berkay Dağlar